Bir taşla iki kuş : E-devlet süreci ve KOBİ'ler
E-devletin ne olduğu ve neler yapılabileceği kavramlarının yönetim kademelerince de sindirilmesinden sonra kurumlarımızda bu yönde çalışmalar yapılmaya başlandı. Ancak her yeni oluşumda olduğu üzere tek tek kurumsal bazda yapılan -veya yapılmayan- e-devlet çalışmaları ülke genelinde "anarşik" bir görüntü sergilemekteydi. Hiyerarşik yapıda ve merkezi bir otorite tarafından yönetilmesi bir ihtiyaç olduğu göze çarpan e-devlet yapılandırılmalarının hızlandırılması ve koordine edilmesi için Başbakanlığa bağlı Bilgi Toplumu Ajansı'nın kurulması yönünde çalışmalar başlatıldı. Konuyla ilgili bir yasa taslağının ilgili kurum ve kuruluşlara gönderildiği bildiriliyor.
Bilgi Toplumu Ajansı, özellikle teknik uzmanlık gerektiren alanlarda görevlerini ifa ederken, danışmanlık, rehberlik, proje geliştirme ve işletme gibi konularda hizmet alımı yoluna gidebilmesi konusunda yetki sahibi olacak.Ortak e-devlet hizmeti konuları belirlenip uygulanacak.Her kamu kurumuna CIO (Chief Information Officer) adı verilen e-dönüşüm yöneticisi atanacak ve CIO, e-devlet uygulamalarının gerçekleştirilmesinden sorumlu kişi olacak.
Orta vadede e-devlet projelerinin hız kazanacağını görüyoruz. Kurum içi çözümlerden ziyade dış kaynak odaklı e-devlet çözümleri genel ve kurumlara özel olarak gerçekleştirilecek. Bu durumda kurum içi çözüm noktasında teknoloji odaklı personellere ancak 4 noktada ihtiyaç duyulabilir :
1. Güvenli olması gereken bilginin işlenmesi ve servisi
2. Çevik yöntemlerin sık uygulandığı yüksek değişim içeren yazılım sistemleri
3. Süregelen sistemlerin devam ettirilmesi
4. Donanım sistemleri, ağ yapıları, işletim sistemleri ve destekleyici sistemleri (güvenlik, koruma)
Her ne kadar 2 numaralı madde dış kaynaklar ile çözülmesi mümkün görünse de genelde 1 numara ile iç içe olduğundan kurumiçi çözümler tercih edilecektir. Şöyle bir göz attığımızda yüksek kaliteli ve bol miktarda e-devlet çözümlerinin kurum dışı kaynaklar tarafından gerçekleştirileceği görülüyor. Bu aşamada gelin OECD tarafından yayınlanan bir rapora göz atalım. "Yenilik için girişimciliği teşvik etmek" başlıklı raporda girişimcilik politikalarının ve yenilik arasındaki bağın dolaylı olduğu ancak birbirleriyle ilişkisinin üretkenlikte kazanımları teşvik ettiği anlatılıyor.Bu bağlamda ülkemiz de 2000li yılların başında küçük ve orta ölçekli işletmelerle girişimciliği desteklemek üzere politikalar üretip ortaya koyuyor.
2007 yılı itibarı ile firmalarda çalışan sayısı gözönüne alındığında çalışan nüfusun %34'ü mikro firmalarda , yani çalışan sayısı 10'un altında olan firmalarda bulunuyor. Bu da toplam üretimin yaklaşık %8'ini oluşturmakta.Küresel ekonomi gözönüne alındığında büyük firmalar (çalışan sayısı 250'den fazla) oldukça etkin olmasına rağmen orta ve küçük ölçekte etkinliğin düşük olduğu raporda belirtiliyor. Büyük şehirlerde ise küçük ve mikro firmaların daha etkili ve üretken olduğu da göze çarpan notlar arasında.
Gelişmiş ülkelerde büyük, orta ve küçük öçekli işletme sayısının mikro firmalara olan oranı doğal olarak yüksek ve küresel ekonomide rolleri daha belirgin. Ülkemizde de büyük firma sayısını artırma gayretleri var ve teknoloji merkezlerinde girişimcilik de desteklenerek kuluçka seviyesinden itibaren her noktada firmaların "bilgi"yi merkeze alarak gelişmeleri sağlanmaya çalışılıyor. Finansal ve teknolojik desteğin yanı sıra "birlikte çalışma" esas alınarak sanayi-üniversite işbirliği ve büyük firma-küçük firma işbirlikleri de oluşturuluyor.
Bu noktada e-devlet çalışmaları kapsamında kurum dışı kaynak kullanımı ile büyük meblağlarda alım yapılması yüksek bir olasılık. E-devlet ürünlerinin de yüksek kaliteli olması ihtiyacı ve kapsamın genişliğinin yetkin firmalar ile çalışmayı gerektireceği aşikar. Bu durumda istenecek nitelikler ancak orta ve büyük ölçekli firmalarda bulunacaktır. Örnek vermek gerekirse bir yazılım ihalesinde referanslar isteneceği gibi belli ISO standartlarını sağlaması veya CMMI seviye şartı koşulabilir. Alımlar yapılırken belli noktaların veya iş yüzdelerinin içinde küçük ve mikro firmaların yer almasını sağlamak, ülkede yapılmak istenenlere bir destek olur. Küçük ve mikro firmalara, ve hatta kuluçkadaki firmalara işlerin belli bir bölümü direk verilebilir ancak bunun yerine büyük firmaların denetiminde, onlara da katma değer katabilecek ve onların birikimlerinden yararlanabilecekleri şekilde birlikteliklerini sağlamak güzel bir çözüm oluşturur. Böyle bir yapılanma teknolojik olarak yeterli ancak "ben ne üretebilirim, kime satabilirim" düşüncesine sahip kişilerin de cesaretlenmesine , finansal olarak desteğe ve daha önemlisi gösterebilecekleri bir referansa sahip olmasına yol açacaktır. Projelerin de faklı firmalara dağıtımı ve takibi ile bu pastadan pay sahibi olan küçük firma sayısı üst seviyelere ulaştırılabilir.
İlgili kaynaklar:
BTDünyası - Yasa taslağı ile ilgili haber
OECD - Fostering Entrepreneurship for Innovation
Bilgi Toplumu Ajansı, özellikle teknik uzmanlık gerektiren alanlarda görevlerini ifa ederken, danışmanlık, rehberlik, proje geliştirme ve işletme gibi konularda hizmet alımı yoluna gidebilmesi konusunda yetki sahibi olacak.Ortak e-devlet hizmeti konuları belirlenip uygulanacak.Her kamu kurumuna CIO (Chief Information Officer) adı verilen e-dönüşüm yöneticisi atanacak ve CIO, e-devlet uygulamalarının gerçekleştirilmesinden sorumlu kişi olacak.
Orta vadede e-devlet projelerinin hız kazanacağını görüyoruz. Kurum içi çözümlerden ziyade dış kaynak odaklı e-devlet çözümleri genel ve kurumlara özel olarak gerçekleştirilecek. Bu durumda kurum içi çözüm noktasında teknoloji odaklı personellere ancak 4 noktada ihtiyaç duyulabilir :
1. Güvenli olması gereken bilginin işlenmesi ve servisi
2. Çevik yöntemlerin sık uygulandığı yüksek değişim içeren yazılım sistemleri
3. Süregelen sistemlerin devam ettirilmesi
4. Donanım sistemleri, ağ yapıları, işletim sistemleri ve destekleyici sistemleri (güvenlik, koruma)
Her ne kadar 2 numaralı madde dış kaynaklar ile çözülmesi mümkün görünse de genelde 1 numara ile iç içe olduğundan kurumiçi çözümler tercih edilecektir. Şöyle bir göz attığımızda yüksek kaliteli ve bol miktarda e-devlet çözümlerinin kurum dışı kaynaklar tarafından gerçekleştirileceği görülüyor. Bu aşamada gelin OECD tarafından yayınlanan bir rapora göz atalım. "Yenilik için girişimciliği teşvik etmek" başlıklı raporda girişimcilik politikalarının ve yenilik arasındaki bağın dolaylı olduğu ancak birbirleriyle ilişkisinin üretkenlikte kazanımları teşvik ettiği anlatılıyor.Bu bağlamda ülkemiz de 2000li yılların başında küçük ve orta ölçekli işletmelerle girişimciliği desteklemek üzere politikalar üretip ortaya koyuyor.
2007 yılı itibarı ile firmalarda çalışan sayısı gözönüne alındığında çalışan nüfusun %34'ü mikro firmalarda , yani çalışan sayısı 10'un altında olan firmalarda bulunuyor. Bu da toplam üretimin yaklaşık %8'ini oluşturmakta.Küresel ekonomi gözönüne alındığında büyük firmalar (çalışan sayısı 250'den fazla) oldukça etkin olmasına rağmen orta ve küçük ölçekte etkinliğin düşük olduğu raporda belirtiliyor. Büyük şehirlerde ise küçük ve mikro firmaların daha etkili ve üretken olduğu da göze çarpan notlar arasında.
Gelişmiş ülkelerde büyük, orta ve küçük öçekli işletme sayısının mikro firmalara olan oranı doğal olarak yüksek ve küresel ekonomide rolleri daha belirgin. Ülkemizde de büyük firma sayısını artırma gayretleri var ve teknoloji merkezlerinde girişimcilik de desteklenerek kuluçka seviyesinden itibaren her noktada firmaların "bilgi"yi merkeze alarak gelişmeleri sağlanmaya çalışılıyor. Finansal ve teknolojik desteğin yanı sıra "birlikte çalışma" esas alınarak sanayi-üniversite işbirliği ve büyük firma-küçük firma işbirlikleri de oluşturuluyor.
Bu noktada e-devlet çalışmaları kapsamında kurum dışı kaynak kullanımı ile büyük meblağlarda alım yapılması yüksek bir olasılık. E-devlet ürünlerinin de yüksek kaliteli olması ihtiyacı ve kapsamın genişliğinin yetkin firmalar ile çalışmayı gerektireceği aşikar. Bu durumda istenecek nitelikler ancak orta ve büyük ölçekli firmalarda bulunacaktır. Örnek vermek gerekirse bir yazılım ihalesinde referanslar isteneceği gibi belli ISO standartlarını sağlaması veya CMMI seviye şartı koşulabilir. Alımlar yapılırken belli noktaların veya iş yüzdelerinin içinde küçük ve mikro firmaların yer almasını sağlamak, ülkede yapılmak istenenlere bir destek olur. Küçük ve mikro firmalara, ve hatta kuluçkadaki firmalara işlerin belli bir bölümü direk verilebilir ancak bunun yerine büyük firmaların denetiminde, onlara da katma değer katabilecek ve onların birikimlerinden yararlanabilecekleri şekilde birlikteliklerini sağlamak güzel bir çözüm oluşturur. Böyle bir yapılanma teknolojik olarak yeterli ancak "ben ne üretebilirim, kime satabilirim" düşüncesine sahip kişilerin de cesaretlenmesine , finansal olarak desteğe ve daha önemlisi gösterebilecekleri bir referansa sahip olmasına yol açacaktır. Projelerin de faklı firmalara dağıtımı ve takibi ile bu pastadan pay sahibi olan küçük firma sayısı üst seviyelere ulaştırılabilir.
İlgili kaynaklar:
BTDünyası - Yasa taslağı ile ilgili haber
OECD - Fostering Entrepreneurship for Innovation


